Organik Sohbetler #9

 Organik Sohbetler'de bu ay Merve Demirel Taşkıran ile çocuklarla yaşam hakkında konuştuk.

Hoşgeldiniz! Sizi aramızda görmek çok güzel. Birçok paylaşım ve soru var elimde. Ama önce merak ettiğim bir şey var onu sorarak başlayacağım. Çocuklarla evdeki yaşamınızı idealize etmeden, tüm gerçekliğiyle, samimi bir şekilde paylaştığınız bir hesabınız var. Bu fikir ne zaman, nasıl çıktı ortaya?

Aslında yaklaşık 6 sene önce faal bir şekilde kullanmaya başladım. O zaman İstanbul’da ikamet eden, beyaz yakalı bir çalışandım %80 gibi… ve sürekli bir diyet yapma durumum vardı. Biraz daha heyecan katmak için bu hesabı açmıştım. Aktif olarak 2015 yılında paylaşım yapmaya başladım, 2018 sonuna kadar kilo verme serüvenimi paylaştım, daha sonra hayatımın rutinini paylaşmaya devam ettim. Sonra evlilik, çocuk, taşınma vs. derken hesabım bir anda bu yöne doğru evrildi. İkinci çocuk olmasaydı belki daha farklı bir yola giderdi ama artık 2. Çocukla birlikte annelik, çocuk sahibi olmak ve yaşantımızın iniş ve çıkışlarıyla ilgili bir yöne çekildi. Aslında teknik olarak hayatımın bölümlerini paylaşıyorum, hayatımın %90’ı çocuklar olduğu için de genelde onlara odaklanıyorum…

Bizim takipçilerimizin de bir çoğu aynı halleri yaşıyordur diye tahmin ediyorum. Sizin paylaşımlarınız bu yüzden tanıdık ve samimi geliyor sanırım herkese…

En çok yakınma pandemiden gelmiş… Pandemide çocuklarla sürekli evde olmak çok yordu diyor bir çok takipçi. Sizin durumunuzu merak ediyorlar. Siz nasıl geçirdiniz bu uzun dönemi?

Benim şansım, biz pandemiden yaklaşık 3 ay önce İstanbul’da Kaş’a göç ettik ve oradaki bütün 8-5 işlerimizden ayrılıp karşıdan çalıştığımız bir düzene geçiş yaptık. Bizim için hem kolay oldu çünkü zaten evdeydik, ama bir yandan da evin 4 duvarı içinden çıkamadık ve etrafı göremedik. Eşimle zaten 3 aydır evde çalışıyorduk ve işe gidip gelenler kadar değişim olmadı ama ilk başlarda o kadar tedirgindik ki balkona bile çıkamıyorduk. Yazın biraz daha rahatladık. Sonuç olarak evde gerginlik de olsa, tek başınıza kalmak da isteseniz kapalı kapının arkasındayız. Anne olunca yalnız kalmak diye bir şey yok onu anladım, fakat bir 5 dk. ‘lık mola vermeye bile hasret kaldık. Bu şekilde geçirdik pandemiyi, hala da geçiriyoruz. Çocuklar açısından da, tam kelimeler kullanıp sosyalleşecekleri döneme denk geldi, olumsuz etkisini gözlemledik maalesef. Deniz Atlas, kitaptaki karakterlerle arkadaş olmaya başladı mesela… özellikle akran öğrenmesi denilen yaşta olan çocuklar daha da zorlanmıştır eminim ki. Ama çocuklar 1 zorlandıysa ebeveynler 1000 zorlanmıştır diye düşünüyorum 😊

Sizi en zorlayan şey ne oldu diye sorsam peki? 

Mola verememek tabi ki. İnsan bazen kendi düşüncelerini bile duyamıyor oluyor. Öyle yoğun bir tempo oluyor evde. Hele 2 çocukla birlikte daha da yoğunlaştı bu. Şuan sizle konuşurken bile yalnız değilim, arkamda uyuyor arkadaş. Pandemide en çok mola verme ihtiyacım ağır bastı diyebilirim.

Bununla bağlantılı şöyle bir paylaşım gelmiş: “Baba yardım etse bile esas yükün annede olması” konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizde de böyle mi bu denge?

Doğrudur. Bizim kendi iç dengemizden biraz bahsedeyim. Herkeste böyle olmak zorunda değil tabii ki. Ben etraftakilerin dediklerinde kendimi fazla kaptırmamayı tercih eden bir insanım. Birisi bir yorum yaptığında onu genelde duymak istemem ve ona söylerim. Bu tarzda bir insan olmak beni çok kapalı ve korumacı bir anneye dönüştürdü. Dolayısıyla birisi “acaba gazı mı var?” dediğinde “hayır sen karışma!” gibi yanıt vererek, sonunda o haklı çıkacak olsa bile, biraz daha kendim keşfettiğim bir ebeveynlik dönemi deneyimledim. Fakat bu karakter ikili ebeveynlikte benim biraz daha baskın bir karakter olmama sebep oldu diye düşünüyorum. Bunu söyleyebiliyorum çünkü bizim evde eşim ve ben ikimiz de evdeyiz. Hep evden çalışıyoruz. Onun yoğun bir şekilde çalışması gerektiğinde ben devreye giriyorum ve çocuklarla ilgileniyorum, benim mesela şuan olduğu gibi çalışmam gerektiğinde de o ilgileniyor. Bu şekilde karşılıklı, paslaşarak yürütüyorduk tek çocukken. Fakat, ikinci çocukla birlikte bütün işler değişti.  Şuan çocuklarımızı maalesef paylaşmış durumdayız. Güneş’te birincil ihtiyaçlar çok yoğun olduğu için onunla ilgileniyorum. Tabi ben çekilince Cemal de Deniz Atlas ile ilgilenmeye başladı yoğun olarak. Fakat şuan anlıyorum ki, artık geri çekilip dışarıdan bakabildiğim için, tek çocuk döneminde ben çok fazla görev üstlenmişim. Bu benim kendi tercihimdi. Fakat benim bu çok görev üstlenmem tabii ki karşı tarafta biraz rehavet yaratmış olabilir. Bazen salonda oturuyoruz ve içerden bir bebek sesi geliyor. Cemal’le bir bakışıyoruz “seninki mi benimki mi?” diye 😊 ve kiminkiyse o aksiyon alıyor… 2. Çocuktan önce daha “hobi” ebeveynlikti, fakat bu dediğim gibi biraz benim baskınlığımdan kaynaklanıyordu.

“2-3 yaş aralığında bir kararter değişimi oluyor” demiş bir takipçi. Siz de yakınlarındasınız bu dönemin… Nasıl geçiyor?

 Ah Ah😊 Aslında Atlasın daha 2 ayı var 2 yaşa. Ama 2 yaş 24. Ayı tamamladığında bir anda yüklenmiyor bebeklere. 18. , belki daha da erken aylardan yavaş yavaş başlıyor maalesef. Fakat hem olumlu hem olumsuz tarafları olduğunu gözlemliyoruz. Bizde şöyle bir şey oldu; Güneş’in doğumu ile birlikte Deniz Atlas’ın iletişim becerileri bir anda seviye atladı.  Bu ilk kardeşin erken aylarında bebeğin katılması durumlarında yaşanan bir şeymiş. Mesela 2 yaş civarında 4-5 kelimelik cümleler kuruyor Atlas şuanda ki hiç beklenen bir şey değildi çünkü anne, baba, havuç dışında başka kelime kullanmazdı. Bu ikinci bebeğin gelişiyle biraz daha “ben iletişim kurmak zorundayim, beni anlayan kişiyle ben artık konuşamıyorum” tarzı bir his oluyormuş çocuklarda. Dolayısıyla Atlas’da bir anda çok iyi iletişim kurma becerisi kazandı. Bu durum bizim “terrible two”’muzun biraz daha – çok değil – nazik geçiyor olmasını sağladı diyebilirim. Fakat durup durup sokağın ortasında kendini yere atıp çığlık atmalar, sudan çıkmış balık vaziyeti oluyor. Şöyle bir durum var; normalde çocukların ihtiyaçlarıyla çok fazla ilgilenirseniz, o leb demeden siz Çorum derseniz, onun ihtiyaçlarını o dile getirmeden siz karşılarsanız, çocuğun içinde bir enerji birikiyor ve o enerjiyi böyle çığlık atarak, kriz geçirerek atabiliyor. Dolayısıyla büyürken çocukları biraz daha kendi hallerine bırakmak gerek. Bir koltuktan ötekine atlayacaksa belki izin vermek ki o enerjiyi atsın. Yoksa o enerji çığlıklar olarak, sesi kısılıncaya kadar ağlamalar olarak kendini dışa vurabiliyor. Büyümek sancılı bir süreç. Aynı anda 2 yaş sendromunda ve 4 diş çıkarıyor olabiliyor. Biz de bunu anlayamayacak durumda olabiliyoruz. Dolayısıyla böyle çığlıklı bir dönem gerçekten var.

Çocuklara oyuncak seçmekle ilgileniyorsunuz oldukça. Nelere dikkat ediyorsunuz oyuncak alırken?

Biz belli bir yaşa kadar Atlas’a hiç oyuncak satın almadık. Çünkü çevremde çok fazla arkadaşımın çocuğu vardı. Ve onlardan bana ben hamile olduğumu öğrendikten sonra sürekli giysi ve oyuncaklar yağdı. Böylece elimizde çeşitli oyuncaklar oldu. Atlas’ın neye ilgilisi olduğunu gözleyebildik bu sayede. Sonra fark ettim ki oyun kurmak benim için güçlü olduğum bir şey değil ama kitap okumak kendimi güçlü hissettiğim bir alan onun için de ben sürekli kitaba yatırım yapmışım. Ben daha kitaplarla ilgilenirken, Cemal araba gibi, top gibi oyuncaklarla daha haşır neşir. Böyle bir paylaşım var aramızda.  Dolayısıyla oyuncaklarla ilgili adım atmak istiyorsa ebeveynler, böyle ufak tefek bir şeyler alıp, önlerine koyup ilgilerinin olup olmadığına bakarak başlayabilirler. Tabii ki doğru aylarda olması da önemli.

Bendeki paylaşımların hepsi üzerine konuştuk sanırım… Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı son olarak?

“iki çocuk çok çocuk mu?” sorusuyla bitirmek istiyorum. Hep şöyle derler: “2 çocuk çok çocuk, tek çocuk hiç çocuk” diye. Ben de 2 çocuk ve tek çocuğun kesinlikle çok farklı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü çıkan krizleri önceliklendirmeniz gerekiyor. O biraz tuhaf bir his. Tek çocukken sadece önünüzde siz ve çocuğunuz var. 2 olduktan sonra kendi yaşantınız diye bir şey kalmıyor. En azından bir süre, 2 çocuklu yaşama adapte olana kadar… dolayısıyla biraz sabırlı olabilmek gerekiyor. Şahsen ben çok sabırsız, çabuk sıkılan bir insandım. Ben bile bu süreci olabildiğince sağlıklı atlatabiliyorsam aslında 2 çocuk çok çocuk değil diye toparlayabilirim…

Samimi sohbetiniz için çok teşekkür ederiz. Çok keyifliydi, paylaşım için güzel bir alan oluştu.

Bu sohbet bana da iyi geldi. Görüşmek üzere, iyi geceler!